Sana Gülmek Yasak Dostum!
 Zübeyir Abinin yatagıSana daha önce "Ağlama ne olur gül artık. Gülmek senin hakkındır."demiştim. Şimdi ise "Sana gülmek yasak"diyorum. Sanma ki bu bir çelişki; sanma ki bunlar birbirine mâni. Aksine bunlar birbiriyle iç içe... Gülmek,üzerine yüklenen ebedî dâvânın ağırlığından gafleti anlatıyorsa;o sana yasak!.. Eğer ebedî dâvânın bayrağını bir adım götürme nimetine nâil olmanın şükür ve sürûrunu temsil ediyorsa,elbet gülmek hakkındır. Ağlamak bedbinliğe ve şevksizliğe alem olmuşsa ağlama!.. Yazıktır gözyaşlarına... Eğer îman bayrağını ötelere götüremenin ızdırabı, gayrın dertlerini düşünme faziletinin ifâdesi ise ağla,hem de sel gibi gözyaşı dök!...O yaşlar bir gün rahmet bulutu olup seni gölgeler,hatta yağmur olup âb-ı hayat sunar.
Sen öyle bir duygu girdâbındasın ki;kurtulamazsın. Sen; gülmek -ağlamak,sevmek-sevilmek,konuşmak-susmak gibi zıtların belki de vefâsızlıkların,kadirşinassızlıkların sâhillerine uğrayan helezonik bir güzergâhın yalnız yolcususun. Senin yolunda yalnız dikenler ve çakıllar değil,pusu kurmuş çakallar da var. Senin yolunda maddî ve mânevî menfaatlerden de öte,bir ulu gaye için çırpınmak var. Neylersin sen buna gönüllü tâlip olmuşsun. Sen kâinâtı kucaklayan bir ulu ideale baş koyacak fıtratta doğmuşsun. Küçük hülyâlarla nasıl avunursun? Sen her şeyin sâhibine gönül vermişsin,bir şeyde nasıl boğulursun?... Sen kendini başkasıyla mukâyese edemezsin,çünkü sen farklısın!..
Sana bazen ağlamak yasaktır! Kan kussan kızılcık şerbeti içmiş gibi duracaksın. Sana bakıp şevk alanları üzmemek için gözyaşlarını içine gömüp,bağrına taş basacaksın...
Sana bazen gülmek yasaktır! Herkes şen şakrak iken,sende derin bir tefekkür hâli,bir ağırbaşlılık,bir vakar görülür. Belki de tebessümünle iktifa edersin;çünkü sen zerre kadar zamanda kaybolmaz,asırlar ötesini düşünürsün.
Gün olur,bir ulu hizmetin peşinde yalnız koşturur,türlü fedâkârlıklara katlanırsın. Belki umduğunu bulamaz, belki destek beklediklerini ilgisiz görürsün... Nice zamanlar doğru bildiğin yolda yalnız yürümeğe mecbur kalırsın....
Sakın sakın, sana el uzatmayan zavallılar grubunun sahte saâdetlerine imrenme! Onlara kızma,adâvet etme. Sadece acı... Çünkü sen farklısın dostum! Allah sana başkalarının dertleriyle dertlenme fazileti vermiş.
Senin beynin enbiyalar ,evliyalar, sâlihler, sıddıklar ve mücahitlerin mefkûresiyle doldurulmuş. O nuranî zincire bir küçük halka olmak,o ulvî kervanın peşinden koşmak,o mukaddes ayaklarına toz olmak istediğimiz dava ehlinin bir küçük ferdi olmak arzusu vermiş;ne diye küçük düşünüp,hislerini dünya için hebâ edeceksin?
Sen farklısın dostum çok farklı! Ömründe seni bir kere dahi düşünmeyen,sana zerre kadar menfaati dokunmayan kişinin imanını kurtarmak için çırpınıyorsun. Onun için çalışıyor,programlar yapıyor,diller döküyorsun. Neylersin ki elinde değil,başkasını düşünmeden edemiyorsun. "Boş versene" diyemiyorsun. "Aldırma da geç git"diyenlere kulak asmıyorsun, "Milleti sen mi kurtaracaksın?" diyenlere : "Evet ben kurtaracağım! Var mı bir diyeceğiniz!" diye haykırıyorsun...
Sen gönüllü bir mahkûmsun dostum! Sâniyeleri Allah yolunda hizmetle geçen bir çelik duvarla örmüşsün çevreni. Sen kendi mahpushâneni kendin yapmışsın,ne diye dışarıdaki aylaklara imreneceksin?
Sen seni seninle mukayese et. Sen başkalarına bakıp da "o niye böyle?Şu niye şöyle?"deme. Sen kendi kabiliyetlerini,kendi duygularını aksa'l-gayâta çıkar. Sen kendinle yarış!.. Bu hükümet-i cumhuriyenin tek memuru ben miyim?"deyip el etek çekme! Bu senin davandır...
Unutma! Problemler küçük insanların şevkini kırar,büyük insanların azmini artırır. Sen büyük insansın. Çünkü büyük ve ebedî bir davaya gönül vermiş,baş koymuşsun. Sıradağlar gibi problemlerle çevrilsen takma kafana! Bu dava büyükse sahibi de büyük. Senin gibi ihlaslı,cevval kahramanları yalnız mı bırakır?...
ZÜBEYİR GÜNDÜZALP (R.H.)
|
Tarih: 23:44, Pazartesi, Mayıs 25, 2009 Kategori: Nurdan Damlalar |
Yorum yaz |
selamünaleyküm
Allahım, Göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir seyyare, cevv-i semâda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanattan ve acaib-i masnuattan hiçbir fert, denizlerde hiçbir katre, balıklarından ve garaib-i mahlûkatından hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir nebat ve iddihar edilmiş madeniyattan hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir müzeyyen çiçek ve meyve, hayvanatın cisimlerinde âlât ve muntazam cihazattan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatarat ve ilhamat ve münevver itikadat yoktur ki, külliyen Senin vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine şahitler olmasın.
Yerleri ve gökleri teshir eden kudretinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur'ân'a ve imana ve Risale-i Nur'a hizmet için, kullarının kalblerini ve ulvî ve süflî bütün ruhlu mahlûkatının kalplerini bana musahhar et, yâ Semî', yâ Karîb, yâ Mücîbe'd-Daavât!
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Amin!
selam ve dua ile muhterem kardeşim |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-06-18 09:28:12, 2009-06-18 09:28:12 |
Bağlantı |
|
...
s.a hayırlı cumalar efendim:)
dua ile kalın.. |
Yazan: askimakber Tarih: 2009-06-05 10:42:21, 2009-06-05 10:42:21 |
Bağlantı |
|
esselam...
İman sözden ibaret değil, "duruş"tur!
Her durum, her konum, her mekanda ve herkese;
Neşeliyken, öfkeliyken..İyiyken, kötüyken..
Zorda, darda, hastalıkta, sağlıkta, sevinçte ve hüzünde, iyiye ve kötüye..
Çağa karşı;"Dimdik duruşlar"dır.
Hiç dikkat ettiniz mi? Herkes hayalindeki dostu arar hep, söyler, yazar, çizer; "Şöyle olsun, böyle olsun vs." Ama "hayalindeki dost gibi" olmayı hiç aklına getirmez nedense..
Bencildir ya insan belki ondan.
Hep "kendine" ister, hep "kendini" ister.
"Hep bana, hep bana" durumları..
Aslolansa O'na dost olmak..
O'na yani Yaratıcı'ya dost olursan, O herşeyi-herkesi sana dost yapıyor zaten..
Sevdiğini dünyaya sevdiriyor, sevdiğine dünyayı hizmetçi eyliyor..
Ya Veduuddddd!
Ya Hayy!
selam ve dua ile muhterem kardeşim |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-06-03 09:45:26, 2009-06-03 09:45:26 |
Bağlantı |
|
selam ve dua ile muhterem kardeşim
Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!
Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur'un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur'un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn!
âmin. |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-06-02 19:44:07, 2009-06-02 19:44:07 |
Bağlantı |
|
esselamünaleyküm muhterem
Beden bir ama organları çok. Bedenleri bir araya getiren, birleyip bütünleyen candır. Can giderse azaların hiç biri kalmaz, hepsi ölür. Müminler de böyledir, hepsi bir büyük bedenin uzuvları hükmündedir. Niçin? Çünkü hepsinin ortak bir canı vardır ve o can imandır. Nice hazinelerin bir araya getiremeyeceği kalpler imanla bir araya gelmiş, kardeş olmuştur. İman ipi kopmaya görsün, beden tesbihi dağılır gider..
güldeste |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-06-01 09:14:29, 2009-06-01 09:14:29 |
Bağlantı |
|
esselamünaleyküm
Unutma! Problemler küçük insanların şevkini kırar,büyük insanların azmini artırır.
Sen büyük insansın. Çünkü büyük ve ebedî bir davaya gönül vermiş,baş koymuşsun. Sıradağlar gibi problemlerle çevrilsen takma kafana!
Bu dava büyükse sahibi de büyük. Senin gibi ihlaslı,cevval kahramanları yalnız mı bırakır?...
Allah c.c. razı olsun ne kadar manen kuvvet veren sözler..baki selam ve dua ile muhterem kardeşim |
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-05-26 15:37:08, 2009-05-26 15:37:08 |
Bağlantı |
|
|