Bir taşi bina-yi ömrümün düstü yere;
Can yatar gafil, binasi oldu viran bîhaber..
Dil bekası, hak fenası istedi mülk ü tenim bir devasız derde düştüm, âh ki lokman bîhaber.
“Korkma! Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz yürürüz.” (M. Akif Ersoy)
Yolcu yolunda gerek..
Sırat-ı müstakim olsa dahi yolun, yürümezsen seni bir yere götürmez! Meskenetin çukurunda kalakalırsın, Bir arpa boyu dahi yol alamazsın… Çetin yolların, metin yolcuları olur; yol yolcusuz kalmaz.
Her yürüyüşün bir makamı vardır. Sen, doğru makamda yürümezsen başka yiğitler yürür.
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini Allah’a satar.” (Bakara: 20 )
Donan, donanamaz; Donmadan, donan!
Düzgün hamleler yap; emin bir zemin üzerinde yürü; devingen ve direngen ol. Âtıl kalma; âtıl kalan, bâtıl olur. Yolda duran yoldan çıkar; çıkarları yol edinir…
Fecir yakındır, yakinin varsa.
Letafet ve metanetle yürürsen perde perde karanlıklar yırtılır; altın saçlı sabahlar tüllenir ufkun yaslı yanaklarında…
Herkes yüreği nispetince yürür.
Zaman, yürekleri test etme zamanıdır.
Yola revan ol, yokuşları aşmaya azmet.
Yılmadan, yorulmadan zirvelere geril.
Yolun, yönün belli, yar için terk-i diyar eden yiğitleri anımsa. Bunu önemse; meşakkatler şevkini kırmasın.
Yalpalamadan yürü! Yürüyüş şanlı bir duruştur, duruluştur, doğruluştur. Yürüyen büyür; büyüleri bozar, Zengin dünyalara açılır, Engin ufuklara varır.
“… Yollarımızı onlara açarız...” (Ankebut/63)
“... Rabbinden gelen nurla yoluna devam eder. (Zümer/22)
İlahi lutfa mazhar ol! Zafer, seferin meşakkatlerini göğüsleyenlerindir. Bu yolda mağlubiyet dahi galibiyettir.
Dik dur, yolun dik/enlerine aldırma; mukavemet et, kutlu seferin neferisin.
Yola koyul!
Yürüyen varır, var olur, varlığına anlam kazandırır…
Bela" demistik "Elestü bir rabbiküm" sualine,
Yaratici,rizik verici ve yegane kanun koyucu olarak ALLAH'tan baska ilah,
Önder olarak da O'nun Resulünden baskasini tanimayacaktik.
Hani söz vermistik..
HANI SÖZ VERMISTIK Erkam'in evinde.
Hangi sart ve ortamda olursa olsun Ilay-i Kelimetullah misyonunu yürütecek
Musibetlerden yilmayacak,hiç bir tehditten korkmayacak,
Gerekirse, ölümlerin en güzeline talib olacaktik...
HANI SÖZ VERMISTIK Akabe tepesinde
Kendimizi ve ailemizi korudugumuz gibi
Kanimizla, malimizla ve canimizla koruyacaktik RESULULLAH'i
Hani söz vermistik Akabe tepesinde
Dogru olan her sey de Resule itaat edecektik
Rabbani davayi elden ele,gönülden gönüle,balçikla sivanmayan Hakikat günesini
Cihadsiz ve Sehadetsiz birakarak lekelemeyecektik.
HANI SÖZ VERMISTIK Medine' de
HANI SÖZ VERMISTIK dünya kardesliginin en güzel tesekkül etmeye basladigi Medine'de
Kiyamete kadar tüm Müslümanlar kardes olacakti
Ve bizler "Muhakkak ki bütün mü'minler kardestir" Ferman-i Ilahisine gönülden baglanacak
Vücudun azalari gibi birbirimizin derdiyle dertlenip,sevinçlerimize ortak olacak,
Komsusu aç iken tok yatan bizden degildir düsturuna,
Evrensel komsuluk bildirisine, kardesligin en alt esigi olarak bakacaktik
HANI SÖZ VERMISTIK Ridvanda;
Basimizi tutamayan ellerimizi kökünden kurutacaktik
Nemlenmemis bir gözü;yaralanmamis,çile çekmemis bir bedeni Mevlaya sunmayacaktik
Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz gecen bir günü yasanmamis kabul edip
Dogarken nisanlandigimiz ölümle,
Cihad masasinda sehadet gömlegini giyerek nikahlanacagimiz günün hasretiyle yanip tutusacaktik,
HANI SÖZ VERMISTIK ayaklarimizi vura vura Mekke'ye girerken
Dinime, namusuma göz diken zalimler tekrar is basina gelirse,
Mukaddes beldelere Ebreheler tekrar saldirirsa, biz de kanatlanip uçacak
Mevlamizin Ebabil kuslari olmaya talib olacaktik
HANI SÖZ VERMISTIK VEDA HACCI'NDA RESULULLAH'A.
Cahiliyye adetlerini bir daha diriltmemek üzere kökünden kurutacaktik
Miras birakilan emanetlere simsiki sarilacak, Ahkam-i Kur'an-iyye'yi bütün dünyaya hakim kilacaktik
Ahde vefa gösteremedik ALLAH'im!!
Zihinlerdeki hatirasini çoktan silmistik Sehadet mi?
Çok uzakti bizden,tanimiyorduk onu, sözlüklerimizden bile çikarmistik
Çile cekmeye yanasmadik
Öyle egildik,öyle egildik ki, dogrulacak ne bir belimiz,kaldiracak ne bir basimiz kaldi..
Utaniyoruz ALLAH'im!!
Nemlenmemis bir gözle,yara almamis bir bedenle huzuruna varmaya utaniyoruz
Ahde vefa gösteremedik ALLAH'im!
Bunu biliyoruz...
Ama sunuda biliyoruz ki;
Rahmet deryanda ufacik bir damlayiz,
Yüzümüz yerde; ama.. SANA SIĞINDIK ALLAH'IM AFFEYLE BİZLERİ
Ama diğer tarafta;
Hz. Peygamber(s.a.v.) geceleri ibadetteydi.
Neyi varsa infak etmekteydi..
Gözleri her dem gözyaşıyla perdeliydi.
Her işi, her anı "ümmeti ümmeti"ydi.
O her dem merhametliydi...
Ne de olsa şefkat Peygamberiydi...
Geçmiş ve gelecek günahları affedilmişken,
Hz Aişe (r.a.) nin "Ya Rasulallah kendinizi bu kadar yormasanız" sözüne
Ya Aişe " şükreden bir kul olmayayım mı?" demekteydi...
Artık bekleme be yürek...
Artık bekleme be bilek...
Artık bekleme ki ..
İnsan ceset olmaya kaç metre uzak..?
İnsan "adem" olmaya kaç metre uzak..?
Yolda türlü türlü tuzak...
Bizi nefsimizle baş başa bırakma!
Rabbimiz! Kalbimizde dolaylı ya da doğrudan Sen'in rızana ulaştırmayan/ulaştırmayacak olan sevgiler varsa onları sil süpür.. Tatmak, görmek.. gibi duyularımızı ve hayal, hafıza.. gibi kalbe bağlı duygularımızı Sen'in emrine muhalefetten muhafaza eyle! Bizi nefislerimizle baş başa bırakma!
selam ve dua ile muhterem
Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.
Gayenin önünü toz kaplayacak..
Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..
İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz,
o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..
Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..
Gıybet ve dedikoduya kapan..
Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..
Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..
Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..
Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..
Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..
Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?..
Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..
İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…
İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..
Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..
Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..
İşte, ey dil!... Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul..
İyi tad..Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..