Ene
|
Bir taşi bina-yi ömrümün düstü yere;
Can yatar gafil, binasi oldu viran bîhaber..
Dil bekası, hak fenası istedi mülk ü tenim bir devasız derde düştüm, âh ki lokman bîhaber.
|
Kategorilerim
|
|
|
Bağlantılarım
|
|
|
Ziyaretçilerim
|
|
ZamanZamana Yemin olsun ki insan hüsrandadır.
|
|
|
Gül Ahmedim!...

Gül Ahmedim
Yapa Yalnız Gecelerde Anlamaz ki Beni Kimse. Olacak Sensin Tek Çare Dertlerime Gül Ahmedim
Gül Ahmedim Gül Ahmedim Canda Canan Muhammed'im Kurban Olsun Canım Tenim Gözlerin'e Gül Ahmedim
İşte Şuram'daki Yaram Ah Ne Yapsam Ne Yapsam Senden Başka Yok'ki Saran Kollarına Gül Ahmedim.
Gül Ahmedim Gül Ahmedim Canda Canan Muhammed'im Kurban Olsun Canım Tenim Gözlerin'e Gül Ahmedim
Geldim Huzuruna Senin İşte Sağında Ebubekir'in Eridi, Bitti Ömerin Yollarına Gül Ahmedim
Gül Ahmedim Gül Ahmedim Canda Canan Muhammed'im Kurban Olsun Canım Tenim Gözlerin'e Gül Ahmedim ALLAH'IN SELAMI RAHMETİ İNAYETİ ÜZERİNİZE OLSUN...
|
Tarih: 20:23, Pazar, Eylül 20, 2009 Kategori: Nesir |
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Anladım Ramazan Gelmiş Kapımıza...
 Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza
İçimde susamları aceleyle serpiştirilmiş bir ramazan pidesi tazeliği var. Mutfağın gıcırdayan kapısını, annemin çorba karıştıran ellerini görebilecek kadar açıyorum. Komşulara götürmem için hazırladığı yemeklerin başında bir şefkat bekçisiydi annem, gülümsüyorum. İftar vakitleri gelince ne kadar gıcırdasa da, bir kraliyet kapısıydı mutfak kapısı. Öylece bırakıyorum… Babamın, günlük gazetelerin arasına yerleştirilmiş imsakiyeleri alıp, diplomasını yeni almış bir çocuk gibi duvarın dökülmüş yüzüne asması duygulandırıyor beni. Boğazımdaki düğümü çözen bu mübarek telaşa bakıp ağladığımda, her yaşım büyütüyor sanki merhametimin yaşını.

Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza.
Dudakları besmelenin beyazlığıyla kurumuş bir teyzenin, mukabeleye giden yavaşlığında eriyor en hızlı günahlarım. Gözlüğünü gençliğini arar gibi ceplerinde yoklayan teyzelerin, bir cengâver gibi ayetlere sarılması utandırıyor beni. O mahcubiyetin sarıldığı sığınak oluyor taptaze orucum, o mahcubiyetimle omzuma iftarın elleri değene dek dolaşıyorum.
Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza.
Kırdığım kalpler, iş güç telaşıyla ve büktüğüm dudaklar. Öfkeyle sokakları tekmeleyip, kuşları ürküten acizliğim geliyor aklıma. Öyle bir sarsılıyorum ki, beni ayakta tutuyor, affedileceğimi bildiğim an sarayı camiler. Beni ayakta tutuyor her rekâtında nefsimi kırbaçlayan cennet sessizliğindeki teraviler ve beni ayakta tutuyor babalarının yanında secdeye giden, yaramazlıklarını cami avlusunda bırakmış çocuk yüzler.

Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza.
İftarın tahta sofrasını yere şükür sesiyle koyan yoksullara bakıyorum. Saçlarını gözlerinin önünden çekip, yüreğini toplayacak kimsesi olmayan bir yetime bakıyorum. Sahurlarını, eski hatıra fotoğraflarını karşılarına alıp, titreyen kaşıklarıyla şenlendiren yapayalnızlara bakıyorum ve Rabbim diyorum Rabbim en çok onların olsun bu ramazan… En çok onların olsun Rabbim… Bu ramazan göğünde yıldız kalmamış kurşunla yatıp, bomba sesleriyle kalkan çaresizlerin olsun… Bu ramazan sağ sağlim güneşe bakarken ilk kurşun yağmurunda eksilen babaların evlerinde dua olsun.
Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım bir mübarek gelmiş kapımıza buyursun ve dokunsun en katı günahlarımıza...
(ALINTI) |
Tarih: 18:48, Cuma, August 21, 2009 Kategori: Nesir |
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|